Daha dün çiçeklerle bezeli caddelerde çocuklar, annelerinin elinden tutmuş oyun parklarına, spor sahalarına, büyük anne ziyaretlerine ve şekerci dükkanlarına gidiyorlardı. Bugün kan kokan caddelerde çocuklar, annelerinin elinden tutmuş bilinmeyen yerlere gidiyorlar. “Anne nereye gidiyoruz?” Bir anne için bu soruyu cevaplamak hiç bu kadar zor olmuş mudur? Kocaman bir öpücük kondurarak küçük kızının alnına, boğuk bir sesle “Sokakların çiçek koktuğu yere birtanem.” diyebilir ancak.
2005 Eylül’ü hayatımda önemli bir dönem ve aynı zamanda dönemeç oldu. Dünyanın dört bir yanından yaşları 19 ila 70 arasında değişen 300 kadın, Beyrut’tan başlayıp Şam, Amman ve İsrail sınırlarından geçerek Ramallah’a uzanan yaklaşık 1000 km. lik bir yolculuk yaptık. Bu bir yolculuk olmakla birlikte ciddi bir eylemdi de aynı zamanda. Bu eylemin en önemli yanlarından biri yolun yaklaşık 350, 400 kilometresini bisikletle katetmemizdi. Bisiklete binenlerin bir, iki istisna dışında hiçbiri profesyonel sporcu değildi. Kimisi avukat, kimi gazeteci, kimi öğretmen, kimi öğrenci, kimi emekliydi. Yani hepimiz sıradan insanlardık. Gündelik hayatlarımızın güvenli kanatlarından çıkıp, savunduğumuz değerler uğruna karşılaşacağımız zorlukları göze alarak biraraya gelmemiz bizlerin bu sıradanlığını değiştirmemiş, aksine sıradan insanların isterlerse neler başarabileceklerinin güzel bir kanıtı olmuştu.
Barış yolculuğumuza başlamadan önce pek çok olumsuz eleştiri aldım. Sonradan konuşurken ortaya çıktığı üzere diğer arkadaşlarım da benzer eleştirilere maruz kalmışlar. Eleştirilerin yoğunlaştığı nokta ‘Bir avuç kadın, bisiklete binerek Orta Doğu’ya barış mı getireceğinizi düşünüyorsunuz? Bu eylem yöntemi hiçbir işe yaramaz.’ noktasıydı. Gitmeden önce bu soruya verdiğim cevaba olan inancım, döndüğümde biraz olsun eksilmemiş tersine perçinlenmişti: “Bizim yaptığımız eylem, barışa katkıda bulunmak için en iyi yöntem değil belki ama bir yöntem ve biz yapıyoruz. Sadece konuşmuyoruz. Sonuçta uygulanan politikalarda hiç bir değişiklik elde edemesek bile biz değişeceğiz. Değişen ve gelişen algımızla daha iyi yöntemler bulacağız. Barış bir süreç istiyor. Biz bunun farkındayız. Bu süreç içinde bombaları söküp, çiçekleri dikmeye devam edeceğiz.”
devamı için: http://cinnet.org/karsiyuvar/beirut.php
20 Aralık 2006, Pazar
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder